Köpeklerde Gençlik Hastalığı ve Yapılması Gerekenler

Hastalığa sebep olan  etken Canine Distemper Virus’ tür. Tüm viral enfeksiyonlarda  gözlemlendiği gibi hastalığın mücadelesinde başarı, hastanın bağışıklık durumuyla  ilişkilidir. Hastalık görülmesi daha çok 6 aylıktan küçük köpek yavrularında görülse de, 2 yaşına kadar aşılanmamış tüm  köpekler risk altındadır. Hastalığın en kötü tarafı çok bulaşıcı olmasıdır. Hastalığın ilk aşamasında kanda sonrasında ise vücut sıvılarında hastalık etkeni bulunmakta ve etrafa bulaşmaktadır.

Bulaşma riski daha  çok bir arada bulunan aşılanmamış yavruların göz akıntısı, burun akıntısı, dışkılarıyla olmaktadır. Mama kabı, su kabı, yatak, fırça tasma gibi ortak malzemeler de bulaşmaya sebep olur. Hastalık etkeni dezenfektanlara karşı dirençsizdir. Etken vücuda girdikten sonra 6-9 gün içinde semptomlar görülmeye başlar. Göz ve deri formu genelde hasta sahipleri tarafından önemsenmez sindirim formuna geçip şiddetli ve köpüklü bir ishalle kusma başladığında durum ciddileştikten sonra hasta kliniğe gelir. Bu safhaya geçmeden tedbirli olup öncesinde kliniğe hasta köpeğimizi götürüp erken müdahalede bulundurmalıyız. Bu noktada artık durum bıçak sırtı bir hal almıştır. Bu noktada hekim hastanın kusmalarını önlemek ve kaybettiği sıvıyı geri kazandırmaya çalışmalıdır.

Kolloidler bu hastalığın olmazsa olmazlarıdır. Konsantre gamma globulin, antiviral serumlar, immun mediatörler, kolloidlerle birlikte sıvı takviyesi, antiemetik ilaçlar, fırsatçı bakteriyel enfeksiyonlara karşı antibiyotikler, vitamin takviyeleri, uygun diyetle besleme yapılması gereken başlıca tedavilerdir.

Unutmayınız ki  doğru beslenme hastalıklara karşı vücut direncini güçlü tutar. Tüm yetişkin köpeklerimiz için Pati Life Kuzu Etli Yaş Köpek Mamasını- Pati Life Sığır Etli Yaş Köpek Mamasını – Pati Life Sebzeli – Sığır Etli Köpek Mamasını  ve yavru köpekler için ise Pati Life  Kuzu Etli Yavru Köpek  Mamasını tavsiye ediyoruz.

Hastalık seyri  beş formda gözlenir:

    • Göz Formu: Hastanın göz akıntısı mukoprulenttir. Gözkapakları yapışır, gözlerinin içi koyu kırmızıdır. ilk semptom olduğundan burada konulacak teşhis hastanın hayatını kurtarmada çok önemlidir. Antibakteriyel göz damlası, loş ortamda tutulması hastayı rahatlatacaktır.
    • Solunum Sistemi Formu: Bu formda en büyük problem hastanın burun delikleri mukoprulent sıvıyla tıkandığından kaliteli solunum yapamaz ve iştahında ani kayıp oluşur. İyi beslenemediğinden halsizleşir ve enfeksiyonun hızla ilerlemesine sebep olur. Daha sonra trachea ve bronşlar da iltihaplanır. Hastada ciddi öksürük ve akıntı şekillenir. Sistemik antibiyotikler, solunum için yoğun bakım ve oksijen desteği gerekebilir.
    • Deri Formu: Karın altı, ayak tabanı gibi tüysüz deride kırmızı noktalar ve ülserler şeklillenir.Kabuk kaldırıldığında altı ıslak yara şeklindedir. Hastanın bulunduğu yerin hijyeni, ortamın sıcaklığı, beslenme çok önemlidir.
    • Sindirim Formu: Hastanın düşkünleşmeye başladığı formdur. Genelde kanlı köpüklü ishal, kusma ve iştahsızlık hastanın kötüye gitmesine sebep olur. Bu noktada mutlaka sıvı takviyesi, kolloidler, kusma önleyici ilaçlar radikal olarak verilmelidir.
  • Sinirsel Form: Hastalığın son aşamasıdır. Geri dönüşümsüz arızalar bırakır. Bu noktadan hastayı döndürmek çok zordur.

Nadiren bir formda kalabildiği gibi genellikle birden çok form aynı anda köpeğin tüm sistemlerini çökertmeye yönelik çalışır. Hastalığın ölümcül olmasının en büyük sebebi budur. Hastanın ateşi sabit değildir. Bazen çok yüksek bazen düşük seyreder. Bu durum viral enfeksiyonların genel bir seyridir. Sık sık ateş ölçmek gerekir.

Hastalığın seyri birçok sistemde bir anda ilerlediğinden başka hastalıkla karışabilir. Geliştirilen hızlı testler hastalığın teşhisinde kolaylık sağlar.

Köpeğimizin beslenmesine dikkat ederek doğal pati life  katkısız  yaş mamaları ile besleyerek köpeğimizin hastalıklara karşı daha dirençli olmasını sağlayabiliriz. Köpeğimizin  tabağını,  su kabını yuvasını dezenfekte ederek bu tür virüslere karşı önlem alabiliriz.

kaynak:planetpetvet.com

Kedi ve Köpeklerde Düzenli Beslenme ve Mama Seçimi

Yüksek kaliteli bir beslenme için kedi köpek maması içerisinde nasıl bir içerik olmalıdır.?
Kedi ve Köpekler için yüksek kaliteli  doğru beslenme mamanın içeriğinde bulunan sağlıklı ve doğal içeriklerle baslar. Diğer bir ifade ile besinin içerisinde bulunan et, tavuk ve balık gibi yüksek kalitedeki hayvansal gıdalar içerdikleri protein ve amino asitlerle ve doğal vitaminlerle  evcil hayvanlarınızın  beslenmesinde önemli  rol oynar.  
 
 Beslenme çeşitliliğini nasıl sağlayabiliriz?
Kedi ve köpekler  de insanlar gibi  yemek öğünlerindeki çeşitlilikle daha sağlıklı ve mutlu olurlar. bununla beraber her gün tek tip bir öğün yedirmek evcil hayvanınızda alerjik sorunların oluşmasına ve yemek vaktine ilgisizliğe yol açmaktadır.  Biz İlk Eral Gıda olarak Köpekler için %100 doğal ve hayvansal  Pati Life Beef(Sığır Etli), Pati Life Lamb Meat (Kuzu Etli), Pati Life Beef and Vegetables(Sebzeli Sığır Eti), ve Patilife junior lamb meat tavsiye ediyoruz. Kedilerimiz için ise oldukça zengin içeriğe sahip  %100 doğal  ve hayvansal Pati life Beef(Sığır etli), Pati life Lamb meat( Kuzu etli), Pati life Chicken(Tavuklu), Pati life Gourmet(Sığır etli ve tavuklu), Pati life  Kitten Lamb Meat  öneriyoruz. Sağlıklı deri ve kürk, kilo kontrolü ve enerji dengesi müşterilerimizden aldığımız birkaç inanılmaz geri dönüşlerdir.  Bunun yanında imkan dahilinde balık yedirmeyi ihmal etmeyiniz.
İlk Eral Gıda olarak hayvanlarınız için   “Grain Free” gibi bir beslenmeyi tercih etmenizi öneriyoruz.
Çünkü;
Kedi ve köpeklerin doğal beslenmesi et, tavuk ve balık kaynaklı yüksek miktarda protein ve düşük miktardaki karbonhidrat tüketiminden oluşmaktadır. Bu şekilde “Grain Free” ve içgüdüsel bir beslenme kedi ve köpeklerinizin gelişiminde, kas ve kemik yapılarının gelişiminde önemli derecede katkı sağlamaktadır. Sağlıklı deri ve kürk, kilo kontrolü ve enerji dengesi müşterilerimizden aldığımız birkaç inanılmaz geri dönüşlerdir.  
 Neden “Raw Food” gibi bir beslenmeyi tercih etmeliyim?
* Kedi ve köpekler doğası gereği etobur bir ırktır. Bu sebeple, işlenmemiş, taze et evcil hayvanınız için en içgüdüsel bir besindir. Öncelikli olarak İşlenmemiş et, organ, kemik ve yağlardan oluşmuş bir besin, evcil hayvanınızın doğal çevresindeki içgüdüsel beslenme seklinin bir yansımasıdır. Doğal vitamin, mineral, enzim, protein, amino asitlerle zenginleştirilmiş bir “Raw Food”, kedi ve köpeğinizin sağlıklı yasamı için lezzetli bir beslenme sağlar.
İlk Eral Gıda olarak  biz Pati life  ürünlerimizde  hayvanların   “Tam” ve “Dengeli”  Beslenmelerine önem vermekteyiz.
Çünkü;
Tam ve Dengeli bir beslenme, kedi ve köpek gibi  evcil hayvanlarınızın sağlıklı ve zinde olması için günlük olarak ihtiyaç duydukları zengin vitamin ve minerallerle,  aminoasit ve yüksek protein  içeren  besinlerle beslenmesi  demektir.Pati Life ürün çeşitleri tüm  kedi ve köpeklerin ve yasam dönemleri  için tamamlayıcı ve dengeli bir beslenme sunar. 
Ürün seçiminde ürün içeriklerin de nelere dikkat etmeliyiz?
Hayvansal Protein: Hayvansal protein açısından zengin olmalıdır. Ana içerik olarak tavuk, balık ve et gibi tek kaynaklı proteinden oluşması önemlidir. Pati Life ürünleri %100 doğal ve hayvansaldır .Koruyucu içermez.
 
Tam ve Dengeli:  Kedi ve köpeğinizin günlük sağlık ve zindelik ihtiyacı için gerekli olan vitamin ve mineraller içeren bir beslenme. 
 
 
 
Pati Life Mamaları veteriner hekimler tarafından önerilmekte midir?
 
Evet, birçok veteriner hekim üst düzey bir beslenme için yüksek protein ve aminoasit  kaynaklı mamaların önemini vurgulamaktadır. 
Tamamen %100 doğal ve hayvansal ürün olan Pati Life ürünleri birçok veteriner tarafından hayvan severlere önerilmektedir.
 
Mama değişim ve geçiş sürecini nasıl kontrol edebilirim?
Yeni bir mamaya yavaş yavaş başlamak her zaman için iyi bir fikirdir. Evcil hayvaninizin hali hazırda kullanmış olduğu mamada yavaş yavaş yeni mamanın miktarını artırmak evcil hayvanınızın 5 ya da 7 gün içerisinde yeni bir mamaya alışmasında en etkili yöntemdir. Evcil hayvanınız tamamen yeni bir mamaya alıştığında kolaylıkla lezzet ve format değişikliği yapabilirsiniz.
 
Kedi veya köpeğimde alerji var ise nasıl bir beslenme programı uygulamalıyım?
Evcil hayvanınızın alerjisinin besin kaynaklı olup olmadığını belirlemek için veteriner hekiminiz ile koordineli bir şekilde çalışmanızı öneririz. Eğer besin kaynaklı bir alerji ise, veteriner hekim kontrolünde alerjiye neden olan içeriğin tespitine gidilip ona uygun bir mama seçilmelidir.
 
Ne kadar sıklıkta kedi veya köpeğimi beslemeliyim?
Günde 2 kere beslemenizi öneririz.
 
Konserve ürünleri açıldığında, kalan kısım buzdolabında muhafaza edilmelidir.
 
KALİTE VE GÜVENCE
 
Pati Life Ürünler nerede üretilmektedir?
Tüm Pati life ürünlerimiz  yerlidir. Ülkemizde yetiştirilen hayvanlardan  üretilmektedir.İçerik %100 doğal ve hayvansaldır.
 
Yüksek basınç ve ısıl yöntemlerle sterilize edilir.
 
Pati life  kedi köpek mamaları ile  evcil hayvanlarımızın kaliteli ve dengeli beslenmesine katkıda bulunarak  kedimizin köpeğimizin sağlıklı ve huzur dolu bir ömür sürmesine yardımcı olmayı ilke edinerek onlar için sağlıklı ve doğal Pati Life mamalarını oldukça yüksek bir teknoloji ile üretip   hayvanlarınızın tam ve dengeli beslenme seçeneği olarak sizlere öneriyoruz. Kedi ve Köpekleriniz için Her yerde her zaman Pati Life diyoruz.

İnsanlar ve Köpekler Arasındaki İlişki

İnsan ve köpek arasındaki ilişki, farklı yönde gelişen ve en ilgi çekici ilişki olmuştur. Bu ilişkinin tarihsel yolculuğuna çıkıldığında, bu yolculuğun başlangıcının her zaman değişme yönünde olduğu, hala yeni bulguların elde edildiği görülür.

İnsan ve köpek arasında başlayan ve gelişen bu birliktelik, acaba köpeklerin bir isteği mi yoksa insanoğlunun bir çabası sonucu mu oluşmuştur? Her ne olursa olsun sonunda bu istek, belki de sağlam temellere dayalı en iyi birlikteliğin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tarihte ilk evcilleştirilen hayvan türü olarak kabul edilen köpeğin evcilleştirilmesinde, istek ister köpeğin kendisinden isterse insanoğlundan gelmiş olsun, her iki tarafın da menfaatine bir yaklaşım söz konusudur. Bu ilişkinin, geçmişte yaşayan insanların, yemek artıklarını, özellikle de av hayvanlarının artıklarını, yaşadıkları yerlerin etrafına bıraktıkları zaman köpeklerin bunları yemek için buralara kadar sokulması sonucunda yavaş yavaş başladığı düşünülür. Bugünkü davranışlar, vokalizasyon, morfolojik ve moleküler biyolojik çalışmaların kombine sonuçları, köpeğin atasının kurt olduğunu gösterir. Köpek dışında kalan diğer türler, eti için evcilleştirilirken, eti ve derisi pek kullanılmayan köpek, özellikle üstün koku alma yeteneğiyle insan emri ve denetimi altında avcılık ve bekçilik görevlerini üstlenmiştir. İnsanoğlunun avcılık ve bekçilik işlerinde kendine bir arkadaş ararken, köpeğin besine kolay ulaşmak için insanoğlunu kullanma arzusu, bu ilişkinin başlamasında muhtemel bir etken olmuştur.

İnsan ve köpeği birbirlerine bağlayan pek çok yön olmasına ve köpeklerin insanların sadık dostu bilinmesine rağmen, bazı hususlarda dikkatli olunması gerekmektedir.

Köpeğe hiçbir zaman insan muamelesi yapılmamalı çünkü bu durum köpeğin hem ruhsal hem de bedensel açıdan zararına yol açacaktır. Köpeği kumanda eden beslenme ve üremedir.  Aldığımız, yetiştirdiğimiz veya alıp yetiştireceğimiz köpek, bizleri ona yaptığımız bakım, beslenme ve sevgi penceresinden görür ve gereksinimleri karşılandığında kendisini yanımızda huzur içinde ‘’evinde ‘’ gibi hisseder. Ancak akıldan çıkarmamak gerekir ki; o asla bizim tapulu malımız değil ve olmayacaktır.
Onun ruhuna uygun hayat tarzına adapte olup saygı gösterdiğimiz sürece bizimle ‘’yaşar’’. Bahsedilen adaptasyon; onun isteklerini ve işaretlerini görüp dikkate almak ve anlayabilmektir.

Köpeğin ,sevinçlerini, üzüntülerini kızgınlıklarını göstermek için pek çok işaret ve sinyalleri vardır. Bu sinyal ve işaretlerle sahibini yoklar, kendisini anlamayı istiyor mu diye…patisiyle yumuşak bir dokunuş ve bir bakış gibi.. onu anladığımızı hissettiğinde keyfine diyecek yoktur. Evet onu anladığımızda aramızda gerçek bir dostluk başlar ve her türlü fedakarlığı yapar bu dostluk için.
Bilinmelidir ki; gerçekten bir köpek dostu olmak çok ta kolay değildir zira bu dostluk payesini biz almıyoruz aksine köpek bize veriyor. Köpek yüreğinde sahibine yer vermişse ne mutlu o köpek sahibine..
Köpeğin sahibinden beklediği anlayış ve sevgidir. Anlayış sunmak çok zor ama sevgi vermek ise sonsuzdur. En küçük bir hareketimizle bile bunu hissettirebiliriz. Ona talı bir şekilde seslenmemize, hafifçe başını okşamamamıza kuyruğunu sallayarak cevap verecektir. Onun bu hislerini fark etmediğimiz de gözlerindeki parıltı sönecek, üzülecektir.

Cinsi ne olursa olsun köpek; güvenmek ve sadık olabilmek için sevgi ister. Karşılıklı güvenin ne kadar önemli olduğunu pek çok örnek göstermektedir bize… Mesela; küçücük yarasını temizleyen veterinere huzursuz davranan köpek, çok daha ağır yaralarını temizleyen sahibinin elini yalar.
Köpek sahibi ve onun dostu olarak en büyük sorumluluğumuz bu güzel ilişkiyi her zaman korumaya çalışmak, dostumuzu hayal kırıklığına uğratmamaktır.
Köpeğin kalbinde yer edinilmişse onu taşla, sopayla da kovsanız da,o yine gelecek ,kapınızda belirecektir.
Kısaca köpeklerle dostluk kurmak uzun bir zaman alacak, bu sırada pek çok sıkıntı çekilecek ama, sonunda kolay kolay yıkılmayacak bir dostluk kurulacaktır..

Dostunuz olarak gördüğünüz köpeğinizin sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmesi için onu  Pati Life ile besleyerek  sağlıklı ve huzurlu  olmasını sağlayabilirsiniz.Sağlıklı ve mutlu bir ömür için sloganımız  her yerde her zaman Pati Life.

Köpekler İnsanların En Yakın Dostu’mudur?

Köpekler İnsanların En Yakın Dostu’mudur?

Yapılan araştırmalar sonucunda  insanlar  ve köpekler arasında, diğer türlerle aramızda bulunmayan, oldukça güçlü, karşılıklı anlayışa dayanan bir dostluk ilişkisi olduğunu ortaya koymaktadır.

Köpek severler ve kedi severlerin durmaksızın üzerinde tartıştığı bir konu vardır. Köpek sahipleri, köpeklerinin onlarla konuşmadan da olsa iletişim kurabildiğini, herhangi bir rahatsızlık yaşadıklarında da bunu hissettiklerini söylerler. Çoğu kedi sahibi ise buna inanmazlar ve bunun bir hüsnü kuruntudan başka bir şey olmadığını söylerler. Yakın zamanda yayınlanan bir dizi araştırma, bu tartışmada köpek sahiplerini haklı bulmakla kalmıyor, insanlar ve köpekler arasında oldukça sıkı, biricik bağlar bulunduğunu da kanıtlıyor.

İnsanlar ve köpeklerin dostluğu, yaklaşık 30 bin yıl öncesine dayanıyor. ‘En iyi dostumuz’ dediğimiz bu hayvanların kuyruk hareketlerinden, gülümsemelerinden ve çıkardıkları seslerden, neler hissettiklerini anlayabiliyoruz aslında. Ancak aslında akıllarından ne geçtiğinden hiçbir zaman emin olamıyoruz. Ya da en azından yakın bir zamana kadar bu böyleydi.

Önce sahibinin kokusunu alıyor

Mic.com’da Theresa Fisher imzasıyla yayınlanan habere göre, artık köpeklerin aklından neler geçtiğini anlamak mümkün. ABD’deki Emory Üniversitesi’nde hayvanların kavrama yeteneği üzerine çalışan bilim insanları, yakın zamanda bir araştırma yaptı. Köpekleri fMRI makinasının içine oturtup sabit kalmalarını sağlayacak şekilde eğiten bilim insanları, onları cihaza bağladılar ve onlara bazı kokular koklattılar. Araştırma sırasında hem tanıdıkları, hem de tanımadıkları köpekler ile insanların kokusu koklatılan köpeklerin beynindeki hareketler, makine sayesinde incelendi. Sonuçta da sahibinin kokusunu alan köpeklerin beynindeki caudate nucleus adlı “ödül merkezinin” aktifleştiği fark edildi. Ortamda pek çok koku olmasına rağmen köpekler, öncelikli olarak insanların kokularını alıyordu.

Köpekler fiziksel olarak bizi anlamaya programlı

Bir başka kurum da yakın zamanda benzer sonuçlara ulaşmıştı. Budapeşte’deki Eotvos Lorand Üniversitesi, köpeklere konuşmalar, havlamalar, duygusal hırlamalar ve iç geçirmeler dinletmiş ve beyin aktivitelerini incelemişti. Bu çalışmadan önce, insan sesi duyan köpeklerin beyninde neler olduğuna dair bir fikrimiz yoktu.

Araştırma sonucunda duygusal sesler duyan köpeklerin ve insanların beyinlerinde benzer şeyler olduğu fark edildi. Özellikle mutlu sesler duydukları zaman, her iki türün de beyninde duymayla alakalı olan bölümün aktifleştiği görüldü. Bu da bize, köpekler ve insanlar arasındaki iletişimin nasıl bu kadar güçlü olduğuna dair bir ışık tutuyor.

Kısacası köpekler yalnızca bizim ruh halimizdeki değişiklikleri görmekle kalmıyor, bu değişiklikleri algılayacak fiziksel gerekliliklere de sahipler.

Budapeşte’deki çalışmayı yürüten nörolog Attila Andics, “Her iki türün, aralarında sözlü iletişim olmasını sağlayan donanımlara sahip olduğunu anlamak oldukça şaşırtıcıydı. Köpekler ve insanlar arasında iyi bir iletişim olduğunu anlamak için beyin taraması yapmamıza gerek yoktu. Ancak bunu yaptıktan sonra, bu iletişimin nasıl çalıştığını da anlamaya başladık” diyor.

Bebekler ve ebeveynleri arasındakine benzer bir ilişki

Davranış bilimcileri de bu son yapılan araştırmanın sonuçlarını onaylıyor. Andics’e göre köpekler ile onlara bakan insanlar arasındaki ilişki, bebeklerle ebeveynleri arasındaki ilişkiye benziyor. Köpekler korktuğunda ya da huzursuz olduğunda sahiplerinin yanına koşarlar. Aynı şekilde stres altındaki küçük çocuklar da anne babalarına sığınırlar. Bu diğer evcil hayvanlarda ise aynı şekilde işlemiyor. Kediler ve atlar korktukları zaman kaçmayı tercih ediyor.

Korktukları zaman gözleri sahiplerini arıyor

Köpekler aynı zamanda, primatlar dışında insanlarla direkt göz kontağı kuran tek hayvan türü. Andics ve diğer araştırmacılar bu durumu yaklaşık 10 yıl önce yaptıkları bir araştırmadan sonra fark etmişler. O sırada kurtların evcilleştirilmesiyle ilgili bir çalışma yapan araştırmacılar, kurtların da benzer şekilde davranacağını tahmin etmişler. Bu yüzden de küçük kurtları köpek gibi, insanların yanında yetiştirmişler. Ancak aynı etkiyi kurtlarda görmemişler. Sonrasında köpek ve insanlar arasındaki göz kontağının bu iki türe ait biricik bir özellik olduğundan emin olmuşlar. Zira köpekler herhangi bir stres durumu yaşadığında biyolojik ebeveynleriyle değil, insanlarla göz kontağı kurmaya çalışıyormuş.

Köpeklerle sözsüz ve mükemmel bir iletişim kurabiliyoruz

Bir başka araştırma ise, yalnızca köpeklerin insanları anladığını değil, insanların da köpekleri çok iyi anladığını ortaya koyuyor. Ekim’de PLOS One adlı kuruluş tarafından yayınlanan bir araştırmada, Massachusetts General hastanesindeki araştırmacılar, çocuk ve köpek fotoğrafı gösterdikleri insanların beyinlerini inceledi. Araştırmaya katılanlar, en az 2 senedir köpeği ya da bebeği olan kadınlardan oluşuyordu. Kadınlar her iki fotoğrafa da aynı şekilde tepki verdi; beyinlerindeki ödül bölgesi, duyguların kontrol edildiği bölge, yakınlık kurma isteğini kontrol eden bölgeler aktif hale geliyordu. Bu da demek oluyor ki hem tüylü hem de tüysüz aile üyeleri, bizleri aynı ölçüde mutlu ediyor. Yale Üniversitesi’nde evcil hayvanlar üzerine çalışan araştırmacı Laurie Santos, “Bazen köpeklerin aklından ne geçtiğini çok iyi anlayabiliyoruz. Mesela yardımımıza ihtiyaçları olduğunda” diyor.

Sonuç olarak baktığımızda, köpeklerimizi oldukça iyi tanıyoruz. Onlar bizim çocuğumuz değil belki ama, en az çocuklarımızı anladığımız kadar, hatta daha iyi anlayabiliyoruz. Onlar da bizi aileleri olarak görüyorlar.

Karşılıklı olarak en iyi dostluk kurduğumuz bize en yakın hayvanımız olan köpeğimizi Pati Life ile besleyerek  bizimle birlikte daha uzun, sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmesine katkıda bulunabiliriz.Sloganımız köpeğimiz ve kedimiz için her herde her zaman Pati Life.

Kaynak:http://www.radikal.com.tr