Köpeklerde Gençlik Hastalığı ve Yapılması Gerekenler

Hastalığa sebep olan  etken Canine Distemper Virus’ tür. Tüm viral enfeksiyonlarda  gözlemlendiği gibi hastalığın mücadelesinde başarı, hastanın bağışıklık durumuyla  ilişkilidir. Hastalık görülmesi daha çok 6 aylıktan küçük köpek yavrularında görülse de, 2 yaşına kadar aşılanmamış tüm  köpekler risk altındadır. Hastalığın en kötü tarafı çok bulaşıcı olmasıdır. Hastalığın ilk aşamasında kanda sonrasında ise vücut sıvılarında hastalık etkeni bulunmakta ve etrafa bulaşmaktadır.

Bulaşma riski daha  çok bir arada bulunan aşılanmamış yavruların göz akıntısı, burun akıntısı, dışkılarıyla olmaktadır. Mama kabı, su kabı, yatak, fırça tasma gibi ortak malzemeler de bulaşmaya sebep olur. Hastalık etkeni dezenfektanlara karşı dirençsizdir. Etken vücuda girdikten sonra 6-9 gün içinde semptomlar görülmeye başlar. Göz ve deri formu genelde hasta sahipleri tarafından önemsenmez sindirim formuna geçip şiddetli ve köpüklü bir ishalle kusma başladığında durum ciddileştikten sonra hasta kliniğe gelir. Bu safhaya geçmeden tedbirli olup öncesinde kliniğe hasta köpeğimizi götürüp erken müdahalede bulundurmalıyız. Bu noktada artık durum bıçak sırtı bir hal almıştır. Bu noktada hekim hastanın kusmalarını önlemek ve kaybettiği sıvıyı geri kazandırmaya çalışmalıdır.

Kolloidler bu hastalığın olmazsa olmazlarıdır. Konsantre gamma globulin, antiviral serumlar, immun mediatörler, kolloidlerle birlikte sıvı takviyesi, antiemetik ilaçlar, fırsatçı bakteriyel enfeksiyonlara karşı antibiyotikler, vitamin takviyeleri, uygun diyetle besleme yapılması gereken başlıca tedavilerdir.

Unutmayınız ki  doğru beslenme hastalıklara karşı vücut direncini güçlü tutar. Tüm yetişkin köpeklerimiz için Pati Life Kuzu Etli Yaş Köpek Mamasını- Pati Life Sığır Etli Yaş Köpek Mamasını – Pati Life Sebzeli – Sığır Etli Köpek Mamasını  ve yavru köpekler için ise Pati Life  Kuzu Etli Yavru Köpek  Mamasını tavsiye ediyoruz.

Hastalık seyri  beş formda gözlenir:

    • Göz Formu: Hastanın göz akıntısı mukoprulenttir. Gözkapakları yapışır, gözlerinin içi koyu kırmızıdır. ilk semptom olduğundan burada konulacak teşhis hastanın hayatını kurtarmada çok önemlidir. Antibakteriyel göz damlası, loş ortamda tutulması hastayı rahatlatacaktır.
    • Solunum Sistemi Formu: Bu formda en büyük problem hastanın burun delikleri mukoprulent sıvıyla tıkandığından kaliteli solunum yapamaz ve iştahında ani kayıp oluşur. İyi beslenemediğinden halsizleşir ve enfeksiyonun hızla ilerlemesine sebep olur. Daha sonra trachea ve bronşlar da iltihaplanır. Hastada ciddi öksürük ve akıntı şekillenir. Sistemik antibiyotikler, solunum için yoğun bakım ve oksijen desteği gerekebilir.
    • Deri Formu: Karın altı, ayak tabanı gibi tüysüz deride kırmızı noktalar ve ülserler şeklillenir.Kabuk kaldırıldığında altı ıslak yara şeklindedir. Hastanın bulunduğu yerin hijyeni, ortamın sıcaklığı, beslenme çok önemlidir.
    • Sindirim Formu: Hastanın düşkünleşmeye başladığı formdur. Genelde kanlı köpüklü ishal, kusma ve iştahsızlık hastanın kötüye gitmesine sebep olur. Bu noktada mutlaka sıvı takviyesi, kolloidler, kusma önleyici ilaçlar radikal olarak verilmelidir.
  • Sinirsel Form: Hastalığın son aşamasıdır. Geri dönüşümsüz arızalar bırakır. Bu noktadan hastayı döndürmek çok zordur.

Nadiren bir formda kalabildiği gibi genellikle birden çok form aynı anda köpeğin tüm sistemlerini çökertmeye yönelik çalışır. Hastalığın ölümcül olmasının en büyük sebebi budur. Hastanın ateşi sabit değildir. Bazen çok yüksek bazen düşük seyreder. Bu durum viral enfeksiyonların genel bir seyridir. Sık sık ateş ölçmek gerekir.

Hastalığın seyri birçok sistemde bir anda ilerlediğinden başka hastalıkla karışabilir. Geliştirilen hızlı testler hastalığın teşhisinde kolaylık sağlar.

Köpeğimizin beslenmesine dikkat ederek doğal pati life  katkısız  yaş mamaları ile besleyerek köpeğimizin hastalıklara karşı daha dirençli olmasını sağlayabiliriz. Köpeğimizin  tabağını,  su kabını yuvasını dezenfekte ederek bu tür virüslere karşı önlem alabiliriz.

kaynak:planetpetvet.com

Köpek Bakımı Nasıl Yapılmalıdır Nelere Dikkat Edilmeli? 1.Bölüm

Köpekler,  insanlarla birlikte hayatlarını sürdürürken insanlarla sürekli etkileşim içinde olan canlılardır. Köpekler biz insanların hayatında oldukça önemli yer tutmaktadır.

Köpek sahibi olmaya karar veren kişiler için en önemli olanı, şüphe yok ki köpek bakımını uzun yıllar üstlenmeyi düşünmeleridir. Çünkü köpek sahibi olmak isteyen bir kişi, ortalama 14-15 sene, hatta iyi bakılırsa 17 seneyi bulan bir bakımı üstlenmektedir. Ayrıca, birinci yılında bir köpek yavrusunu eğitmek, bir bebeği büyütmekten farklı değildir. Bir köpeğin ev düzenine alıştırılması, bir bebeğe oranla daha çabuk sağlandığı bilinmektedir.

Yavru köpeklerimizin ihtiyaç duyduğu besin ve minareller için Pati Life junior köpek mamalarını tercih etmelisiniz.Gelişimi ve büyümesi için ihtiyaç duyacağı tüm protein ve minareller %100 doğal olan Pati Life mamalarında mevcuttur.

Köpeklerin, sahipleri tarafından her türlü gereksinimlerinin karşılanması çok önemlidir, aynı zamanda bunun yanında bir insan ailesi içerisinde, kendi yerini bilmesi de öğretilmelidir. Çünkü, belli bir zaman sonrasında, köpekler evleri kendi evleri, sizleri de kendi evindeki misafirleri olarak algılamaları mümkündür. Bu sebeple, eve gelen kişiler dahil, evdeki değişimlere karşı algıları daha açık olacak ve böyle bir durum gerçekleştiğinde hoşlanmama ihtimalleri daha yüksek olacaktır. Bir köpek, kendini evin bir bireyi olarak hissetmeli, ama kendini insan gibi hissetmemesi gerekmektedir.

Köpek, hiçbir zaman birkaç saatten fazla kendi başına bırakılmamalıdır. İçme suyu temiz olmalı, sizler hangi suyu kullanıyorsanız ona da aynı sudan verilmelidir. Unutulmamalıdır ki, o da canlı ve insanlara muhtaç bir varlıktır. Sahibi olduğu ailenin yaşantısına uyacak biçimde belirlenmiş zamanlarda düzenli olarak yemeği verilmeli, aksatılmamalıdır. Dişlerinin sağlığı, en az insanlar kadar önemlidir. Dişlerini temiz tutmak ve sert yiyeceklere karşı dayanıklılığını arttırmak için, sert bisküviler veya kemikler vermek gerekmektedir.

Evde beslediğimiz köpeklerimiz ile  sokakta yaşayan  köpeklerin beslenme düzenleri birbirinden farklıdır.Sokakta yaşayan köpekler besinini kendisi seçerken evde sahibi olduğumuz köpeklerin besini bizler tarafından karşılandığından bize köpeğimizin beslenmesi açısından büyük sorumluluk düşüyor. Onun için gerekli protein ve minarelleri ihtiva eden Pati Life Köpek mamalarını tercih edebiliriz. Böylelikle onun ihtiyaç duyduğu tüm mimarel ve proteinler %100 katkısız ve doğal olan Pati life köpek maması ile karşılanmış olur.

Her köpek, şeritli solucan ve pire gibi iç ve dış parazitlere karşı düzenli olarak muayeneden geçirilmeli, gençlik hastalığı ve kuduz gibi hastalıklara karşı aşılanmalıdır. Tüyleri kısaltılan türler için, nazik bir şekilde ve canları yakılmadan traşlanmalıdır.

Her hayvan kendine ait yatacak bir yer istemektedir. Bu nedenle, evcil hayvanlar da kendi kokularının sindiği, kendini yuvasında hissedeceği bir yatak ister. Bu yatak bir sepet, köpeğin kendisininmiş gibi benimsediği eski bir koltuk, hatta bir fasulye çuvalı olabilir.

Her köpeğin, sahibinin adını ve adresini taşıması önemlidir. Bu bilgiler, tasmanın metal kısımlarına kazınabilir ya da bedenine dövme biçiminde yazdırılabilir.

 Tüm bunlarla birlikte, bir köpek için kaybolmak veya sahibi tarafından terk edilmek, onlar için korkunç bir olaydır. Böyle bir olay yaşandığında, köpekler hem psikolojik olarak hem de biyolojik fonksiyonları olarak çok büyük sıkıntılara girmektedir. Kayıp bir köpek, görevliler tarafından yakalanıp da, başıboş köpeklerin toplandığı bir yere götürüldüklerinde, son derece tedirgin ve şaşkın bir duruma düşerler. Bu yüzden, ev köpeklerinin, hiçbir zaman sokağa atılmaması gerekir. Çeşitli nedenlerden dolayı artık bakılamıyorsa ve yeni bir ev ve yeni bir sahip de bulunamıyorsa, yapılacak en iyi şey, insani açıdan bakıldığında acı verici bir şey olsa da, bir veteriner tarafından canı yakılmadan sonsuza dek uyutulması, hayatına son verilmesi olacaktır. Fakat bu hiçbir zaman öncelik olmamalı, sahiplenilen hayvanlar hayatları sona erene dek bakılmalı, bakılamadığında da mutlaka iyi bir aile bulunarak sahiplendirilmelidir. Bir heves uğruna alınan ve sokağa bırakılan o hayvanlar da, ev yaşamına alıştıklarından dolayı, doğaya ayak uyduramamakta ve çok çabuk ölmektedirler. Bu nedenle, bir hayvan sahibi olmaya karar vermek, çocuk sahibi olmaya karar vermek gibi önemli bir adım olmalıdır. Tabi ki hayvan sahibi olmak çok güzel bir duygu olmakla birlikte, hayvanların evde kapalı kalmasından çok, kendi ortamlarında yaşaması daha uygundur. Evde beslenmeye uygun köpekler, ev hayatına daha kolay alışırken, alışamayan cins köpekler için zorlu süreçleri beraberinde getirebilmektedir.

Sahipli köpekler, sokak köpeklerine nazaran daha şanslı olmaktadırlar. Bakımları için uğraşan, didinen insanların varlığıyla hayatlarını sürdürmektedirler. Sokak köpeklerinin böyle bir bakım şansı pek olmamaktadır. Bu nedenle, başıboş sokak köpekleri için de hayvan severler olarak bakım ve beslenmelerine katkıda bulunmak, onların hayatların dokunmak, bizler için küçük bir adım olsa da, onların hayatları için bambaşka bir nefes olacaktır. Hem devletin bakımevleri hem de kişisel olarak yardım eli uzatılması çok önemlidir.

Kaynakça:
Görsel Kitaplar Köpekler Ansiklopedisinden istifade edilmiştir.

 

Köpekler İnsanların En Yakın Dostu’mudur?

Köpekler İnsanların En Yakın Dostu’mudur?

Yapılan araştırmalar sonucunda  insanlar  ve köpekler arasında, diğer türlerle aramızda bulunmayan, oldukça güçlü, karşılıklı anlayışa dayanan bir dostluk ilişkisi olduğunu ortaya koymaktadır.

Köpek severler ve kedi severlerin durmaksızın üzerinde tartıştığı bir konu vardır. Köpek sahipleri, köpeklerinin onlarla konuşmadan da olsa iletişim kurabildiğini, herhangi bir rahatsızlık yaşadıklarında da bunu hissettiklerini söylerler. Çoğu kedi sahibi ise buna inanmazlar ve bunun bir hüsnü kuruntudan başka bir şey olmadığını söylerler. Yakın zamanda yayınlanan bir dizi araştırma, bu tartışmada köpek sahiplerini haklı bulmakla kalmıyor, insanlar ve köpekler arasında oldukça sıkı, biricik bağlar bulunduğunu da kanıtlıyor.

İnsanlar ve köpeklerin dostluğu, yaklaşık 30 bin yıl öncesine dayanıyor. ‘En iyi dostumuz’ dediğimiz bu hayvanların kuyruk hareketlerinden, gülümsemelerinden ve çıkardıkları seslerden, neler hissettiklerini anlayabiliyoruz aslında. Ancak aslında akıllarından ne geçtiğinden hiçbir zaman emin olamıyoruz. Ya da en azından yakın bir zamana kadar bu böyleydi.

Önce sahibinin kokusunu alıyor

Mic.com’da Theresa Fisher imzasıyla yayınlanan habere göre, artık köpeklerin aklından neler geçtiğini anlamak mümkün. ABD’deki Emory Üniversitesi’nde hayvanların kavrama yeteneği üzerine çalışan bilim insanları, yakın zamanda bir araştırma yaptı. Köpekleri fMRI makinasının içine oturtup sabit kalmalarını sağlayacak şekilde eğiten bilim insanları, onları cihaza bağladılar ve onlara bazı kokular koklattılar. Araştırma sırasında hem tanıdıkları, hem de tanımadıkları köpekler ile insanların kokusu koklatılan köpeklerin beynindeki hareketler, makine sayesinde incelendi. Sonuçta da sahibinin kokusunu alan köpeklerin beynindeki caudate nucleus adlı “ödül merkezinin” aktifleştiği fark edildi. Ortamda pek çok koku olmasına rağmen köpekler, öncelikli olarak insanların kokularını alıyordu.

Köpekler fiziksel olarak bizi anlamaya programlı

Bir başka kurum da yakın zamanda benzer sonuçlara ulaşmıştı. Budapeşte’deki Eotvos Lorand Üniversitesi, köpeklere konuşmalar, havlamalar, duygusal hırlamalar ve iç geçirmeler dinletmiş ve beyin aktivitelerini incelemişti. Bu çalışmadan önce, insan sesi duyan köpeklerin beyninde neler olduğuna dair bir fikrimiz yoktu.

Araştırma sonucunda duygusal sesler duyan köpeklerin ve insanların beyinlerinde benzer şeyler olduğu fark edildi. Özellikle mutlu sesler duydukları zaman, her iki türün de beyninde duymayla alakalı olan bölümün aktifleştiği görüldü. Bu da bize, köpekler ve insanlar arasındaki iletişimin nasıl bu kadar güçlü olduğuna dair bir ışık tutuyor.

Kısacası köpekler yalnızca bizim ruh halimizdeki değişiklikleri görmekle kalmıyor, bu değişiklikleri algılayacak fiziksel gerekliliklere de sahipler.

Budapeşte’deki çalışmayı yürüten nörolog Attila Andics, “Her iki türün, aralarında sözlü iletişim olmasını sağlayan donanımlara sahip olduğunu anlamak oldukça şaşırtıcıydı. Köpekler ve insanlar arasında iyi bir iletişim olduğunu anlamak için beyin taraması yapmamıza gerek yoktu. Ancak bunu yaptıktan sonra, bu iletişimin nasıl çalıştığını da anlamaya başladık” diyor.

Bebekler ve ebeveynleri arasındakine benzer bir ilişki

Davranış bilimcileri de bu son yapılan araştırmanın sonuçlarını onaylıyor. Andics’e göre köpekler ile onlara bakan insanlar arasındaki ilişki, bebeklerle ebeveynleri arasındaki ilişkiye benziyor. Köpekler korktuğunda ya da huzursuz olduğunda sahiplerinin yanına koşarlar. Aynı şekilde stres altındaki küçük çocuklar da anne babalarına sığınırlar. Bu diğer evcil hayvanlarda ise aynı şekilde işlemiyor. Kediler ve atlar korktukları zaman kaçmayı tercih ediyor.

Korktukları zaman gözleri sahiplerini arıyor

Köpekler aynı zamanda, primatlar dışında insanlarla direkt göz kontağı kuran tek hayvan türü. Andics ve diğer araştırmacılar bu durumu yaklaşık 10 yıl önce yaptıkları bir araştırmadan sonra fark etmişler. O sırada kurtların evcilleştirilmesiyle ilgili bir çalışma yapan araştırmacılar, kurtların da benzer şekilde davranacağını tahmin etmişler. Bu yüzden de küçük kurtları köpek gibi, insanların yanında yetiştirmişler. Ancak aynı etkiyi kurtlarda görmemişler. Sonrasında köpek ve insanlar arasındaki göz kontağının bu iki türe ait biricik bir özellik olduğundan emin olmuşlar. Zira köpekler herhangi bir stres durumu yaşadığında biyolojik ebeveynleriyle değil, insanlarla göz kontağı kurmaya çalışıyormuş.

Köpeklerle sözsüz ve mükemmel bir iletişim kurabiliyoruz

Bir başka araştırma ise, yalnızca köpeklerin insanları anladığını değil, insanların da köpekleri çok iyi anladığını ortaya koyuyor. Ekim’de PLOS One adlı kuruluş tarafından yayınlanan bir araştırmada, Massachusetts General hastanesindeki araştırmacılar, çocuk ve köpek fotoğrafı gösterdikleri insanların beyinlerini inceledi. Araştırmaya katılanlar, en az 2 senedir köpeği ya da bebeği olan kadınlardan oluşuyordu. Kadınlar her iki fotoğrafa da aynı şekilde tepki verdi; beyinlerindeki ödül bölgesi, duyguların kontrol edildiği bölge, yakınlık kurma isteğini kontrol eden bölgeler aktif hale geliyordu. Bu da demek oluyor ki hem tüylü hem de tüysüz aile üyeleri, bizleri aynı ölçüde mutlu ediyor. Yale Üniversitesi’nde evcil hayvanlar üzerine çalışan araştırmacı Laurie Santos, “Bazen köpeklerin aklından ne geçtiğini çok iyi anlayabiliyoruz. Mesela yardımımıza ihtiyaçları olduğunda” diyor.

Sonuç olarak baktığımızda, köpeklerimizi oldukça iyi tanıyoruz. Onlar bizim çocuğumuz değil belki ama, en az çocuklarımızı anladığımız kadar, hatta daha iyi anlayabiliyoruz. Onlar da bizi aileleri olarak görüyorlar.

Karşılıklı olarak en iyi dostluk kurduğumuz bize en yakın hayvanımız olan köpeğimizi Pati Life ile besleyerek  bizimle birlikte daha uzun, sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmesine katkıda bulunabiliriz.Sloganımız köpeğimiz ve kedimiz için her herde her zaman Pati Life.

Kaynak:http://www.radikal.com.tr