İnsanlar ve Köpekler Arasındaki İlişki

İnsan ve köpek arasındaki ilişki, farklı yönde gelişen ve en ilgi çekici ilişki olmuştur. Bu ilişkinin tarihsel yolculuğuna çıkıldığında, bu yolculuğun başlangıcının her zaman değişme yönünde olduğu, hala yeni bulguların elde edildiği görülür.

İnsan ve köpek arasında başlayan ve gelişen bu birliktelik, acaba köpeklerin bir isteği mi yoksa insanoğlunun bir çabası sonucu mu oluşmuştur? Her ne olursa olsun sonunda bu istek, belki de sağlam temellere dayalı en iyi birlikteliğin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tarihte ilk evcilleştirilen hayvan türü olarak kabul edilen köpeğin evcilleştirilmesinde, istek ister köpeğin kendisinden isterse insanoğlundan gelmiş olsun, her iki tarafın da menfaatine bir yaklaşım söz konusudur. Bu ilişkinin, geçmişte yaşayan insanların, yemek artıklarını, özellikle de av hayvanlarının artıklarını, yaşadıkları yerlerin etrafına bıraktıkları zaman köpeklerin bunları yemek için buralara kadar sokulması sonucunda yavaş yavaş başladığı düşünülür. Bugünkü davranışlar, vokalizasyon, morfolojik ve moleküler biyolojik çalışmaların kombine sonuçları, köpeğin atasının kurt olduğunu gösterir. Köpek dışında kalan diğer türler, eti için evcilleştirilirken, eti ve derisi pek kullanılmayan köpek, özellikle üstün koku alma yeteneğiyle insan emri ve denetimi altında avcılık ve bekçilik görevlerini üstlenmiştir. İnsanoğlunun avcılık ve bekçilik işlerinde kendine bir arkadaş ararken, köpeğin besine kolay ulaşmak için insanoğlunu kullanma arzusu, bu ilişkinin başlamasında muhtemel bir etken olmuştur.

İnsan ve köpeği birbirlerine bağlayan pek çok yön olmasına ve köpeklerin insanların sadık dostu bilinmesine rağmen, bazı hususlarda dikkatli olunması gerekmektedir.

Köpeğe hiçbir zaman insan muamelesi yapılmamalı çünkü bu durum köpeğin hem ruhsal hem de bedensel açıdan zararına yol açacaktır. Köpeği kumanda eden beslenme ve üremedir.  Aldığımız, yetiştirdiğimiz veya alıp yetiştireceğimiz köpek, bizleri ona yaptığımız bakım, beslenme ve sevgi penceresinden görür ve gereksinimleri karşılandığında kendisini yanımızda huzur içinde ‘’evinde ‘’ gibi hisseder. Ancak akıldan çıkarmamak gerekir ki; o asla bizim tapulu malımız değil ve olmayacaktır.
Onun ruhuna uygun hayat tarzına adapte olup saygı gösterdiğimiz sürece bizimle ‘’yaşar’’. Bahsedilen adaptasyon; onun isteklerini ve işaretlerini görüp dikkate almak ve anlayabilmektir.

Köpeğin ,sevinçlerini, üzüntülerini kızgınlıklarını göstermek için pek çok işaret ve sinyalleri vardır. Bu sinyal ve işaretlerle sahibini yoklar, kendisini anlamayı istiyor mu diye…patisiyle yumuşak bir dokunuş ve bir bakış gibi.. onu anladığımızı hissettiğinde keyfine diyecek yoktur. Evet onu anladığımızda aramızda gerçek bir dostluk başlar ve her türlü fedakarlığı yapar bu dostluk için.
Bilinmelidir ki; gerçekten bir köpek dostu olmak çok ta kolay değildir zira bu dostluk payesini biz almıyoruz aksine köpek bize veriyor. Köpek yüreğinde sahibine yer vermişse ne mutlu o köpek sahibine..
Köpeğin sahibinden beklediği anlayış ve sevgidir. Anlayış sunmak çok zor ama sevgi vermek ise sonsuzdur. En küçük bir hareketimizle bile bunu hissettirebiliriz. Ona talı bir şekilde seslenmemize, hafifçe başını okşamamamıza kuyruğunu sallayarak cevap verecektir. Onun bu hislerini fark etmediğimiz de gözlerindeki parıltı sönecek, üzülecektir.

Cinsi ne olursa olsun köpek; güvenmek ve sadık olabilmek için sevgi ister. Karşılıklı güvenin ne kadar önemli olduğunu pek çok örnek göstermektedir bize… Mesela; küçücük yarasını temizleyen veterinere huzursuz davranan köpek, çok daha ağır yaralarını temizleyen sahibinin elini yalar.
Köpek sahibi ve onun dostu olarak en büyük sorumluluğumuz bu güzel ilişkiyi her zaman korumaya çalışmak, dostumuzu hayal kırıklığına uğratmamaktır.
Köpeğin kalbinde yer edinilmişse onu taşla, sopayla da kovsanız da,o yine gelecek ,kapınızda belirecektir.
Kısaca köpeklerle dostluk kurmak uzun bir zaman alacak, bu sırada pek çok sıkıntı çekilecek ama, sonunda kolay kolay yıkılmayacak bir dostluk kurulacaktır..

Dostunuz olarak gördüğünüz köpeğinizin sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmesi için onu  Pati Life ile besleyerek  sağlıklı ve huzurlu  olmasını sağlayabilirsiniz.Sağlıklı ve mutlu bir ömür için sloganımız  her yerde her zaman Pati Life.

Köpekler İnsanların En Yakın Dostu’mudur?

Köpekler İnsanların En Yakın Dostu’mudur?

Yapılan araştırmalar sonucunda  insanlar  ve köpekler arasında, diğer türlerle aramızda bulunmayan, oldukça güçlü, karşılıklı anlayışa dayanan bir dostluk ilişkisi olduğunu ortaya koymaktadır.

Köpek severler ve kedi severlerin durmaksızın üzerinde tartıştığı bir konu vardır. Köpek sahipleri, köpeklerinin onlarla konuşmadan da olsa iletişim kurabildiğini, herhangi bir rahatsızlık yaşadıklarında da bunu hissettiklerini söylerler. Çoğu kedi sahibi ise buna inanmazlar ve bunun bir hüsnü kuruntudan başka bir şey olmadığını söylerler. Yakın zamanda yayınlanan bir dizi araştırma, bu tartışmada köpek sahiplerini haklı bulmakla kalmıyor, insanlar ve köpekler arasında oldukça sıkı, biricik bağlar bulunduğunu da kanıtlıyor.

İnsanlar ve köpeklerin dostluğu, yaklaşık 30 bin yıl öncesine dayanıyor. ‘En iyi dostumuz’ dediğimiz bu hayvanların kuyruk hareketlerinden, gülümsemelerinden ve çıkardıkları seslerden, neler hissettiklerini anlayabiliyoruz aslında. Ancak aslında akıllarından ne geçtiğinden hiçbir zaman emin olamıyoruz. Ya da en azından yakın bir zamana kadar bu böyleydi.

Önce sahibinin kokusunu alıyor

Mic.com’da Theresa Fisher imzasıyla yayınlanan habere göre, artık köpeklerin aklından neler geçtiğini anlamak mümkün. ABD’deki Emory Üniversitesi’nde hayvanların kavrama yeteneği üzerine çalışan bilim insanları, yakın zamanda bir araştırma yaptı. Köpekleri fMRI makinasının içine oturtup sabit kalmalarını sağlayacak şekilde eğiten bilim insanları, onları cihaza bağladılar ve onlara bazı kokular koklattılar. Araştırma sırasında hem tanıdıkları, hem de tanımadıkları köpekler ile insanların kokusu koklatılan köpeklerin beynindeki hareketler, makine sayesinde incelendi. Sonuçta da sahibinin kokusunu alan köpeklerin beynindeki caudate nucleus adlı “ödül merkezinin” aktifleştiği fark edildi. Ortamda pek çok koku olmasına rağmen köpekler, öncelikli olarak insanların kokularını alıyordu.

Köpekler fiziksel olarak bizi anlamaya programlı

Bir başka kurum da yakın zamanda benzer sonuçlara ulaşmıştı. Budapeşte’deki Eotvos Lorand Üniversitesi, köpeklere konuşmalar, havlamalar, duygusal hırlamalar ve iç geçirmeler dinletmiş ve beyin aktivitelerini incelemişti. Bu çalışmadan önce, insan sesi duyan köpeklerin beyninde neler olduğuna dair bir fikrimiz yoktu.

Araştırma sonucunda duygusal sesler duyan köpeklerin ve insanların beyinlerinde benzer şeyler olduğu fark edildi. Özellikle mutlu sesler duydukları zaman, her iki türün de beyninde duymayla alakalı olan bölümün aktifleştiği görüldü. Bu da bize, köpekler ve insanlar arasındaki iletişimin nasıl bu kadar güçlü olduğuna dair bir ışık tutuyor.

Kısacası köpekler yalnızca bizim ruh halimizdeki değişiklikleri görmekle kalmıyor, bu değişiklikleri algılayacak fiziksel gerekliliklere de sahipler.

Budapeşte’deki çalışmayı yürüten nörolog Attila Andics, “Her iki türün, aralarında sözlü iletişim olmasını sağlayan donanımlara sahip olduğunu anlamak oldukça şaşırtıcıydı. Köpekler ve insanlar arasında iyi bir iletişim olduğunu anlamak için beyin taraması yapmamıza gerek yoktu. Ancak bunu yaptıktan sonra, bu iletişimin nasıl çalıştığını da anlamaya başladık” diyor.

Bebekler ve ebeveynleri arasındakine benzer bir ilişki

Davranış bilimcileri de bu son yapılan araştırmanın sonuçlarını onaylıyor. Andics’e göre köpekler ile onlara bakan insanlar arasındaki ilişki, bebeklerle ebeveynleri arasındaki ilişkiye benziyor. Köpekler korktuğunda ya da huzursuz olduğunda sahiplerinin yanına koşarlar. Aynı şekilde stres altındaki küçük çocuklar da anne babalarına sığınırlar. Bu diğer evcil hayvanlarda ise aynı şekilde işlemiyor. Kediler ve atlar korktukları zaman kaçmayı tercih ediyor.

Korktukları zaman gözleri sahiplerini arıyor

Köpekler aynı zamanda, primatlar dışında insanlarla direkt göz kontağı kuran tek hayvan türü. Andics ve diğer araştırmacılar bu durumu yaklaşık 10 yıl önce yaptıkları bir araştırmadan sonra fark etmişler. O sırada kurtların evcilleştirilmesiyle ilgili bir çalışma yapan araştırmacılar, kurtların da benzer şekilde davranacağını tahmin etmişler. Bu yüzden de küçük kurtları köpek gibi, insanların yanında yetiştirmişler. Ancak aynı etkiyi kurtlarda görmemişler. Sonrasında köpek ve insanlar arasındaki göz kontağının bu iki türe ait biricik bir özellik olduğundan emin olmuşlar. Zira köpekler herhangi bir stres durumu yaşadığında biyolojik ebeveynleriyle değil, insanlarla göz kontağı kurmaya çalışıyormuş.

Köpeklerle sözsüz ve mükemmel bir iletişim kurabiliyoruz

Bir başka araştırma ise, yalnızca köpeklerin insanları anladığını değil, insanların da köpekleri çok iyi anladığını ortaya koyuyor. Ekim’de PLOS One adlı kuruluş tarafından yayınlanan bir araştırmada, Massachusetts General hastanesindeki araştırmacılar, çocuk ve köpek fotoğrafı gösterdikleri insanların beyinlerini inceledi. Araştırmaya katılanlar, en az 2 senedir köpeği ya da bebeği olan kadınlardan oluşuyordu. Kadınlar her iki fotoğrafa da aynı şekilde tepki verdi; beyinlerindeki ödül bölgesi, duyguların kontrol edildiği bölge, yakınlık kurma isteğini kontrol eden bölgeler aktif hale geliyordu. Bu da demek oluyor ki hem tüylü hem de tüysüz aile üyeleri, bizleri aynı ölçüde mutlu ediyor. Yale Üniversitesi’nde evcil hayvanlar üzerine çalışan araştırmacı Laurie Santos, “Bazen köpeklerin aklından ne geçtiğini çok iyi anlayabiliyoruz. Mesela yardımımıza ihtiyaçları olduğunda” diyor.

Sonuç olarak baktığımızda, köpeklerimizi oldukça iyi tanıyoruz. Onlar bizim çocuğumuz değil belki ama, en az çocuklarımızı anladığımız kadar, hatta daha iyi anlayabiliyoruz. Onlar da bizi aileleri olarak görüyorlar.

Karşılıklı olarak en iyi dostluk kurduğumuz bize en yakın hayvanımız olan köpeğimizi Pati Life ile besleyerek  bizimle birlikte daha uzun, sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmesine katkıda bulunabiliriz.Sloganımız köpeğimiz ve kedimiz için her herde her zaman Pati Life.

Kaynak:http://www.radikal.com.tr